Alfabetik sözlük dizini
S harfiyle başlayan kelimeler, 1. sayfa
Bir maddeyi seçerek bütün anlamlarını, kullanım bilgilerini ve dayandığı kaynakları okuyabilirsiniz.
107 madde, 1. sayfa, toplam 2 sayfa.
- sabahları
- Sabah vaktinde
- sabancı
- Saban satan, süren ya da yapan kimse
- sabırla
- Sabır göstererek, sabırlı davranarak.
- sabırsız
- Sabır göstermeyen, sabrı olmayan
- sabun ağacı
- Saponin içeren meyve veya kabukları suyla köpüren ağaçlara verilen ad. Sapindus türleri bu adla anılır.
- saç sakal ağartmak
- Bir işte uzun yıllar çalışarak deneyim kazanmak ve o uğraş içinde yaşlanmak.
- safi
- Katıksız, duru, temiz
- sağır pencere
- Pencere biçiminde yapılmış, fakat dışarıya açılan bir boşluğu bulunmayan mimari öğe.
- sakız ağacı
- Akdeniz çevresinde yetişen, öz suyundan damla sakızı elde edilen ağaç veya çalı.
- sakız leblebisi
- Beyaz leblebi için kullanılan ad.
- saklambaç
- Ebe olanın gözlerini kapatıp belli bir süre bekledikten sonra diğerlerini bulmaya çalıştığı, çocukların oynadığı bir tür oyun.
- salı
- Haftanın pazartesiden sonra ve çarşambadan önce gelen ikinci günü
- salkım ağacı
- Salkım biçiminde çiçek açan akasya için kullanılan ad.
- salsa
- Bir tür Güney Amerika dansı
- samimiyet
- Senli benli olma durumu, samimilik
- samimiyetle
- Karşısındakine güvenerek, kendine yakın bularak, samimi bir biçimde
- sandal ağacı
- Kokulu odunundan yararlanılan Santalum türleri için kullanılan ad. Türkiye'de kızılımsı gövdeli Arbutus andrachne bitkisi de bu adla anılır.
- sapot ağacı
- Tropikal bölgelerde yetişen, meyvesi yenen ve sütlü salgısından sakız yapımında yararlanılan Manilkara zapota türü ağaç.
- sarımsaklı
- İçinde sarımsak bulunan
- sarsıntı
- Deprem sırasındaki yer hareketlerinin her biri
- savunmasız
- Savunma gücü olmayan
- sebebiyet
- Bir şeye, bir olaya sebep olma, yol açma
- seçkin
- Benzerleri arasında niteliklerinin yüksekliğiyle göze çarpan, üstün, mümtaz, güzide, mutena, elit
- seçmeli
- Zorunlu olmayan, selektif
- seçmeli ders
- Öğrencinin sunulan seçenekler arasından tercih ederek aldığı ders.
- seçmeli yemek
- Birden fazla yemek arasından seçim yapılabilen yemek düzeni.
- sefa
- Rahat, kaygısız ve sakin olma.
- sefa bulduk
- Karşılayan kişinin söylediği “Sefa geldiniz” sözüne teşekkür olarak verilen karşılık.
- sefa geldin
- Gelen kişiyi memnuniyetle karşıladığını belirten söz; hoş geldin.
- sefa geldine gitmek
- Yeni gelen veya yolculuktan dönen birini karşılamak amacıyla ziyaret etmek.
- sefa pezevengi
- Zevk ve eğlenceye aşırı düşkün kimse için kullanılan kaba söz.
- sefa sürmek
- Rahat ve keyifli bir hayat geçirmek; günlerini zevk içinde yaşamak.
- sefalet
- Yoksulluk, yoksulluk sıkıntısı
- sefasına bakmak
- Bir şeyin sağladığı rahatlık ve keyifle ilgilenmek; tadını çıkarmak.
- sefasını sürmek
- Elde edilmiş bir imkândan rahatlık ve zevk duyarak yararlanmak.
- seher
- Sabahın güneş doğmadan önceki zamanı, tan ağartısı
- seki
- Oturmak için evlerin önüne taş ve çamurdan yapılan set.
- sekreter
- Özel veya kamu kuruluşlarında belli bir makama, kişiye yardımcı olmak amacıyla haberleşmeyi sağlayan, yazışma yapabilen görevli
- sektör
- Bir ülkenin ekonomisini oluşturan veya sosyal hayatını düzenleyen branşlardan her biri
- sembolik
- Simgesel, sembole dayalı olan, temelinde sembol yatan
- sempatik
- Çok hoş, hoşa giden
- senarist
- Senaryo yazarı, senaryocu
- senatör
- Senato üyesi
- sendika
- İşçilerin ve işverenlerin çalışma ilişkilerinde, ortak ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için meydana getirdikleri tüzel kişiliğe sahip kuruluş
- seneye
- Gelecek sene, gelecek yıl
- seni seviyorum
- Bir kişiye duyulan sevgiyi doğrudan bildiren cümle.
- serbestçe
- Serbest bir biçimde
- sertifika
- Öğrenim belgesi
- sertifikacı
- Sertifika düzenleme veya sağlama işiyle uğraşan kimse.
- sertifikacılık
- Sertifika düzenleme veya sağlama işi.
- sertifikalama
- Bir yeterliği, niteliği veya uygunluğu sertifikayla belgeleme işi.
- sertifikalamak
- Bir yeterliği, niteliği veya uygunluğu sertifika düzenleyerek belgelemek.
- sertifikalandırıcı
- Sertifika vererek yeterliği veya uygunluğu belgeleyen.
- sertifikalandırılma
- Yeterliğin veya uygunluğun bir kuruluş tarafından sertifikayla belgelenmesi.
- sertifikalandırılmak
- Yeterliği veya uygunluğu bir kuruluş tarafından sertifikayla belgelenmek.
- sertifikalandırma
- Yeterliği veya uygunluğu sertifika vererek belgeleme işi.
- sertifikalandırmak
- Bir kimsenin, ürünün veya işlemin yeterliğini ya da uygunluğunu sertifikayla belgelemek.
- sertifikalanma
- Yeterliğin, niteliğin veya uygunluğun sertifikayla belgelenmesi.
- sertifikalanmak
- Yeterliği, niteliği veya uygunluğu sertifikayla belgelenmek.
- sertifikalaşma
- Yeterliğin veya uygunluğun sertifikalarla belirlendiği bir düzene geçiş.
- sertifikalaşmak
- Yeterliğin veya uygunluğun sertifikalarla belirlendiği bir düzene geçmek.
- sertifikalatma
- Bir yeterliğin veya niteliğin sertifikayla belgelenmesini sağlama işi.
- sertifikalatmak
- Bir yeterliğin veya niteliğin sertifikayla belgelenmesini sağlamak.
- sertifikalayıcı
- Sertifika düzenleme veya sertifikayla onaylama işlevi gören.
- sertifikalı
- Bir eğitim, yeterlik veya standarda ilişkin sertifikası bulunan.
- sertifikalılık
- Bir konuda sertifikaya sahip olma durumu.
- sertifikasız
- İlgili sertifikası bulunmayan.
- sertifikasızlık
- İlgili sertifikaya sahip olmama durumu.
- sertifikasyon
- Tasdik etme, tasdik
- sevda
- Birine ya da bir şeye duyulan güçlü sevgi ve tutku.
- sevgi
- İnsanı bir şeye veya bir kişiye karşı yakın ilgi ve bağlılık göstermeye yönelten duygu, aşk
- sevgi bağı
- İnsanları birbirine yakınlaştıran duygusal bağ.
- sevgi bağlılığı
- Sevgiye dayanan yakınlık ve birlikte kalma duygusu.
- sevgi beslemek
- Bir kimseye veya bir şeye karşı içten bir yakınlık duymak.
- sevgi duymak
- Birine veya bir şeye gönülden bağlanmak, onu sevmek.
- sevgi göstermek
- Sevdiğini sözleri, ilgisi veya davranışlarıyla belli etmek.
- sevgi seli
- Bir kişiye yönelen sevginin çok sayıda insan tarafından coşkuyla gösterilmesi.
- sevgili
- Sevilen kişi veya şey. İsim olarak, aralarında duygusal ilişki bulunan iki kişiden her biri.
- sevgisiz
- Sevgi duymayan, göstermeyen veya sevgi görmeyen.
- sevmek
- Birine veya bir şeye içten yakınlık ve bağlılık duymak.
Bu dizin yayımlanmış maddeleri içerir. Bir kelimenin listede bulunmaması, Türkçede kullanılmadığı anlamına gelmez.