Alfabetik sözlük dizini
A harfiyle başlayan kelimeler, 1. sayfa
Bir maddeyi seçerek bütün anlamlarını, kullanım bilgilerini ve dayandığı kaynakları okuyabilirsiniz.
232 madde, 1. sayfa, toplam 3 sayfa.
- abideleşmek
- Anıt hâline gelmek; büyük değeri veya etkisiyle kalıcı bir örnek olmak.
- absürt
- Saçma, anlamsız
- acayipleşmek
- Başkalaşmak, yadırganacak bir duruma girmek
- acayipleştirmek
- Acayip, yadırganacak bir duruma getirmek.
- aceleyle
- Acele ederek, aceleci davranarak, acele
- acı ağaç
- Kavasya adıyla da bilinen, tropikal bölgelerde yetişen ve odunu acı maddeler içeren küçük ağaç.
- acıdaşlık
- Acıdaş olma durumu, dert ortaklığı
- acınacaklı
- Acıklı, acınacak hâlde.
- açık oy
- Oylayan kişinin hangi seçeneği tercih ettiğinin görülebildiği oy.
- açıklatmak
- Açıklamasını sağlamak
- açıkta
- Kıyıdan uzakta
- açıkta kalmak
- Barınacak yer, iş veya beklenen imkânı bulamamak; bir düzenlemenin dışında bırakılmak.
- açılır
- Açılması olanaklı, açılabilir
- açımlamak
- Bir sorunu veya konuyu ele alıp en ince noktasına kadar gözden geçirerek anlatmak, şerh etmek, teşrih etmek
- ad
- Bir kişiyi, varlığı, yeri veya kavramı belirtmek için kullanılan söz; isim.
- adaş
- Bir başkasıyla aynı adı taşıyan kişi.
- adaşlık
- İki veya daha fazla kişinin aynı adı taşıması.
- adbilimsel
- Ad bilimi ile ilgili.
- adımlanmak
- Adımla ölçülmek.
- adlandırılma
- Bir ad verilme veya belirli bir adla anılma durumu.
- adlandırılmak
- Kendisine bir ad verilmek veya belirli bir adla anılmak.
- adlandırma
- Bir varlığa ya da kavrama ad verme işi.
- adlandırmak
- Bir varlık, yer veya kavram için bir ad belirlemek; ona o adla seslenmek ya da ondan o adla söz etmek.
- adlanma
- Kendisine bir ad verilmesi.
- adlanmak
- Kendisine ad verilmek
- adlaşma
- Bir sözcüğün ad türüne geçmesi veya cümlede ad görevi kazanması; isimleşme.
- adlaşmak
- Ad durumuna gelmek, isimleşmek.
- adlaştırma
- Bir sözcüğü ya da anlatımı ad görevinde kullanılır duruma getirme.
- adlaştırmak
- Ad durumuna getirmek
- adlı
- Belirtilen adı taşıyan; isimli.
- adsal
- Adla ilgili olan veya ad niteliği taşıyan.
- adsız
- Adı bulunmayan veya belirtilmemiş olan.
- adsızlık
- Bir adının olmaması ya da adının bilinmemesi durumu.
- afallaştırmak
- Şaşkınlık içinde bırakmak, birini şaşırıp bir şey yapamaz duruma sokmak
- afiş
- Bir etkinliği, ürünü veya düşünceyi duyurmak için hazırlanıp görünür bir yere asılan yazılı veya resimli ilan.
- afişçi
- Afiş yapan kişi
- afişçilik
- Afiş hazırlama ve tasarlama işi ya da mesleği.
- afişleme
- Bir duyuruyu afiş asarak yayma işi.
- afişlemek
- Bir şeyi afiş asarak duyurmak.
- afişlenme
- Bir şeyin afiş yoluyla duyurulması veya bir yere afiş asılması işi.
- afişlenmek
- Afiş yoluyla duyurulmak veya bir yere afiş asılmak.
- afişletme
- Bir duyuruyu afiş asarak yaptırma işi.
- afişletmek
- Bir duyurunun afiş asılarak yapılmasını sağlamak.
- afişli
- Üzerinde afiş bulunan veya afiş kullanılarak tanıtılan.
- afişlik
- Afişi asmak veya sergilemek için kullanılan çerçeve, pano ya da tutucu.
- afişsiz
- Afişi bulunmayan veya afiş kullanılmadan yapılan.
- ağaca çıksa pabucu yerde kalmaz
- Yapmak istediği şeyi engelleyecek bir çekincesi veya takıntısı bulunmayan kişi için söylenen bir deyim.
- ağaç
- Meyve verebilen, gövdesi odun veya kereste olmaya elverişli bulunan ve uzun yıllar yaşayabilen bitki.
- ağaç arısı
- Yumurtalarını oduna bırakan, larvaları ağaç içinde gelişen arılara verilen ad.
- ağaç bilimi
- Ağaç ve diğer odunsu bitkileri inceleyen bilim alanı; dendroloji.
- ağaç biti
- Ağaçların yaprak ve sürgünlerinde beslenen küçük bitlere verilen ortak ad.
- ağaç çileği
- Ahududu bitkisi ve meyvesi için kullanılan ad.
- ağaç ebegümeci
- Uzun gövdesi boyunca iri çiçekler açan gülhatmi için kullanılan ad.
- ağaç kaplama
- Konut duvarlarını yalıtma ve güzelleştirme amacıyla ağaç ya da ağaç ürünlerinden yararlanarak yapılan kaplama
- ağaç kavunu
- Kalın ve kokulu kabuğu bulunan iri bir turunçgil meyvesi ve bu meyveyi veren bitki.
- ağaç kurbağası
- Yaşamının önemli bir bölümünü ağaç ve çalılarda geçiren kurbağalara verilen ad.
- ağaç kurdu
- Ağacın odununu kemirerek içinde yaşayan böcek larvalarına verilen ortak ad.
- ağaç minesi
- Mine çiçeğigillerden, bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen, kırmızı, mor çiçekli bir ağaççık.
- ağaç mobilya
- Ana yapım malzemesi odun olan mobilya; ahşap mobilya.
- ağaç nemi
- Odunun içinde bulunan su miktarının kuru odun ağırlığına göre ifade edilen oranı.
- ağaç oyma
- Ahşabın bir bölümünü kesip çıkararak yüzeyinde desen, kabartma veya biçim oluşturma işi.
- ağaç parkı
- Farklı ağaç türlerinin yetiştirildiği ve tanıtıldığı alan; arboretum.
- ağaç sakızı
- Bazı ağaçların gövde ve dallarından çıkan yapışkan madde.
- ağaç sansarı
- Ormanlık alanlarda yaşayan, ağaçlara iyi tırmanan bir sansar türü.
- ağaç serçesi
- Başının üstü kestane rengi, yanağında koyu leke bulunan küçük bir serçe türü.
- ağaç yılanı
- Yaşamını büyük ölçüde ağaçların üzerinde sürdüren yılanlara verilen ad.
- ağaçdelen
- Ağaçta oyuk veya geçit açarak yaşayan böceklere verilen ad.
- ağaçkakan
- Güçlü gagasıyla ağaç gövdelerini delen, kabuk ve odun içindeki böceklerle beslenen kuşların ortak adı.
- ağaçkesen
- Zar kanatlılardan, kurtçukları en çok gül fidanları üzerinde yaşayarak yapraklara zarar veren, siyah renkli bir böcek
- ağaçküpesi
- Hatmi bitkisine verilen adlardan biri.
- ağaçlandırılmak
- Ağaçlı duruma getirilmek
- ağaçlanmak
- Ağaçlı duruma gelmek
- ağaçlaşmak
- Ağaç durumuna gelmek
- ağaçölçer
- Bir ağacın çap, yükseklik gibi değerlerini ölçmeye yarayan araç.
- ağartılmak
- Temizlenmek, beyazlatılmak
- ağartmak
- Ak duruma getirmek, aklaştırmak, beyazlatmak.
- ağdacı
- Şeker, tatlı yapım yerlerinde ağda hazırlayan kimse.
- ağdalanmak
- Ağda durumuna gelmek, ağdalaşmaya başlamak
- ağdalaştırmak
- Ağda durumuna getirmek
- ağı ağacı
- Zakkum bitkisine verilen adlardan biri.
Bu dizin yayımlanmış maddeleri içerir. Bir kelimenin listede bulunmaması, Türkçede kullanılmadığı anlamına gelmez.