Alfabetik sözlük dizini
A harfiyle başlayan kelimeler, 3. sayfa
Bir maddeyi seçerek bütün anlamlarını, kullanım bilgilerini ve dayandığı kaynakları okuyabilirsiniz.
232 madde, 3. sayfa, toplam 3 sayfa.
- aratmamak
- Yenisi, eskisinin yerini doldurabilmek, yokluğunu duyurmamak
- ardaklanmak
- (Ağaçlarda) mantarların sebep olduğu çürümeye uğramak
- ardiyeci
- Ardiye işleten kimse
- arılama
- Arılamak eylemi, arıtma, temizleme, tasfiye, tenzih.
- arılanma
- Arılanmak durumu, arılaşma
- arılaştırma
- Arılaştırmak işi, özleştirme
- arkadaş sevgisi
- Arkadaşlar arasındaki yakınlık ve birbirini önemseme duygusu.
- arkalanmak
- Kendisine yardım edilmek, destek olunmak
- arkeoloji
- Kazı bilimi.
- arkeolojik
- Kazı bilimsel
- armutsu
- Armudu andıran, armuda benzeyen, armut gibi, armudumsu
- arpçı
- Arp çalan kimse
- arsata
- Bir madeni paranın yüzündeki bütün kabartma ve resimlerden daha yüksek bir çıkıntı oluşturan çevre pervazı.
- arşitrav
- Sütunların üzerine yerleştirilen yatay hatıl
- art niyetli
- Görünürde söylediğinden farklı, gizli ve olumsuz bir amacı olan.
- artırılmak
- Artırmak işine konu olmak, çoğaltılmak, tezyit edilmek
- artistçe
- Artiste benzer biçimde
- arz
- En, genişlik
- arz cazibesi
- Yerin cisimleri kendine çekmesi; yer çekimi.
- arz dairesi
- Yeryüzünde aynı enlemdeki noktaları birleştiren varsayımsal çember; paralel.
- arz derecesi
- Enlem
- arz etmek
- Bir isteği ya da bilgiyi saygılı ve resmî bir dille sunmak. Bir özellik veya durumla birlikte kullanıldığında o özelliği taşımayı da anlatır.
- arz zinciri
- Son kullanıcının mal veya hizmet ihtiyaç ve isteklerine cevap verebilmek üzere planlama, tedarik, üretim, nakliye, depolama, kontrol başta olmak üzere bir çok süreçte organize olan tedarikçi, üretici, toptancı, perakendeci gibi birimlerin oluşturduğu kolektif sistem
- arzcı
- Bir malı veya hizmeti piyasaya sunan kişi ya da kuruluş.
- arzlı
- Eski kullanımda yeryüzüne ait olan veya yeryüzünde yaşayan; dünyalı.
- arzsız
- Yeryüzü veya toprak anlamındaki arzdan yoksun olan; yeri bulunmayan.
- arzuhâlcilik
- Arzuhâl yazma işi
- arzulu
- İstekli, hevesli
- asfaltlamak
- Asfaltla kaplamak
- asfaltlanmak
- Asfalt dökülmek, asfaltla kaplanmak
- asıl
- Bir şeyin ilk, gerçek veya temel biçimi; kopya ya da ikincil olanın karşıtı.
- asılsız
- Gerçek olmayan
- asist
- Sayı veya gol pası
- astarlanmak
- Astar geçirilmek
- astarlatmak
- Astar yaptırmak veya geçirtmek
- astırmak
- Asma işini yaptırmak
- asudelik
- Sakinlik, rahatlık
- aşçı
- Yemek hazırlayan ve pişiren kişi, ahçı
- aşındırmak
- Aşınmak işine uğratmak
- aşınmaz
- Kolaylıkla yıpranmayan, aşınmayan
- aşırı sevgi
- Bağlama göre olağandan çok yoğun bulunan sevgi.
- aştırmak
- Aşmak işini yaptırmak
- atanmak
- Bir göreve getirilmek, tayin edilmek
- atfen
- Mal ederek, yükleyerek, dayanarak, atıf yoluyla
- atfetme
- Atfetmek işi, isnat
- atımcılık
- Atımcının işi, hallaçlık
- atiklik
- Çabukluk, çeviklik
- atlama
- Bir engeli sıçrayarak geçme. Bağlama göre bir sıradaki öğeyi işlememeyi de anlatır.
- atlandırmak
- Ata bindirmek veya binecek at vermek
- atlatılmak
- Atlatmak işi yapılmak veya bu işe konu olmak
- atlayış
- Belirli bir yerden gerilip hız alarak yapılan sıçrama ile vücudu yerden kesip daha uzak bir yere kondurma.
- aurora
- Güneşteki manyetik fırtınaların Dünya'ya ulaşması sonucu kutuplar ve çevresinde gözlemlenen renkli ışımalar, kutup ışıkları
- avize ağacı
- Uzun ve sivri yaprakları, yukarı doğru yükselen çiçek kümeleri bulunan yuka bitkilerine verilen ad.
- ayarlanmak
- Ayar edilmek, birbirine uygun duruma getirilmek.
- aydınlatılmak
- Aydınlatmak işine konu olmak.
- ayıplanmak
- Ayıplamak işine konu olmak
- ayırtman
- Sınavlarda, soruların hazırlanmasından notların verilmesine kadar bütün değerlendirme çalışmalarına katılan görevli
- ayırtmanlık
- Ayırtmanın görevi, mümeyyizlik
- aylıkçı
- Aylıkla çalışan kimse
- aynısefa
- Turuncu veya sarı çiçekleriyle yetiştirilen Calendula cinsinden bitkilerin adı.
- ayranlaşmak
- Ayran durumuna gelmek
- ayrıcasız
- Ayrı tutulmadan, istisnasız bir biçimde.
- ayrıksız
- İstisnasız, bilaistisna
- ayrımlaşmak
- Ayrımlı duruma gelmek, farklılaşmak.
- ayrıntılandırılma
- Ayrıntılandırılmak işi, detaylandırılma
- ayrıntılandırılmak
- Ayrıntılandırma işine konu olmak, detaylandırılmak
- azaltım
- Bir büyüklüğün ya da değişkenin, bir çevrimin her adımında yitirdiği nicelik.
- azarlanma
- Azarlanmak işi, paylanma.
- azgın
- Azmış olan, azılı
- azımsamak
- Bir şeyin umulduğundan az olduğu yargısına varmak, daha fazlasını istemek, az görmek, az bulmak.
- azotsuz
- Azot bulunmadan, azot olmadan:
- Azrail’e bir can borcu olmak
- Ölüm dışında korkacağı veya hesap vereceği bir şey olmadığını söyleyerek gözü pekliğini belirtmek.
Bu dizin yayımlanmış maddeleri içerir. Bir kelimenin listede bulunmaması, Türkçede kullanılmadığı anlamına gelmez.