Alfabetik sözlük dizini
A harfiyle başlayan kelimeler, 2. sayfa
Bir maddeyi seçerek bütün anlamlarını, kullanım bilgilerini ve dayandığı kaynakları okuyabilirsiniz.
232 madde, 2. sayfa, toplam 3 sayfa.
- ağırlatmak
- Ağırlamak işini yaptırmak
- ağlamsı
- Ağlayacak gibi, ağlamalı
- ağlattırmak
- Ağlatma işini yaptırmak
- ağzı bir karış açık kalmak
- Beklemediği bir şey karşısında çok şaşırmak; şaşkınlığını gizleyememek.
- ağzına bir parmak bal çalmak
- Birini küçük bir çıkar veya hoş bir vaatle oyalayıp asıl isteğini karşılamamak.
- akağaç
- Kerestesi için de yetiştirilen Zelkova carpinifolia türü yaprak döken ağaç.
- akarsu
- Yeryüzünde, yer altında belirli bir yatak içinde, eğim boyunca sürekli veya zaman zaman akan su
- akarsu bilimi
- Yeryüzündeki akarsuları inceleyen bilim dalı
- akarsu terası
- Akarsuyun yatağını derinleştirmesiyle vadinin yanında daha yüksekte kalan eski taban düzlüğü.
- akarsucuk
- Küçük akarsu; derecik.
- akarsulu
- İçinden ya da yakınından akarsu geçen; akarsuyu bulunan.
- akarsusuz
- İçinden ya da yakınından akarsu geçmeyen; akarsuyu bulunmayan.
- akçaağaç
- Genellikle elsi yaprakları ve kanatlı meyveleriyle tanınan, Acer cinsinden ağaçların ortak adı.
- aklen
- Akıl icabı, akıl gereğince
- aklı başından bir karış yukarda
- Yapacağı işin sonucunu yeterince düşünmeden, aklına estiği gibi davranan kimse için söylenir.
- aklı bir karış yukarıda
- Aklı yapmakta olduğu işte olmayan; gerçeklerden uzak isteklerin peşinde olan kimseyi anlatır.
- akortlatmak
- Akortlamak işini yaptırmak
- aksesuarcı
- Aksesuar satan kimse
- aksırtmak
- Birinin aksırmasına sebep olmak, hapşırtmak
- aksilenmek
- Aksileşmek, huysuzlanmak
- aksilik
- Terslik, zıtlık, karşıtlık
- akşamlamak
- Bütün günü bir yerde veya bir işte geçirerek akşama erişmek, akşamı bulmak
- akşamsefası
- Çiçekleri genellikle akşamüstü açılan, farklı renklerde çiçek veren bir süs bitkisi.
- aktartmak
- Aktarmak işi yaptırtmak
- ala ala hey
- Birlikte iş yaparken veya coşkuyu belirtirken topluca söylenen seslenme sözü.
- alacalamak
- Renk renk, benek benek boyamak
- alacalandırmak
- Alaca duruma getirmek
- alacalanmak
- Alaca bir duruma gelmek
- alacalık
- Alacalı olma durumu
- alafrangacı
- Alafrangayı benimseyen kimse
- alafrangalaşmak
- Batılı töreleri benimsemek, batılılar gibi yaşamaya özenmek.
- alafrangalaştırmak
- Alafrangalaşmasına sebep olmak
- alakasız
- İlgisiz, ilgisi olmayan
- alçılı
- İçinde alçı bulunan
- aldatmaca
- Aldatmak için yapılan oyun.
- aldırtmak
- Aldırmak işini başkasına yaptırmak
- alelacele
- Çabucak, çarçabuk, ivedilikle
- algılatmak
- Algılamak işini birine yaptırmak, idrak ettirmek
- alıştırmak
- Alışmasına yol açmak
- alkışlanmak
- Alkışlamak işine konu olmak
- alt deri
- Dericilikte derinin altındaki yağ ve bağ dokusu tabakası; deri altı doku, hipoderm. Bitki anatomisinde epidermisin altında yer alan doku için de kullanılır.
- altınlaşmak
- Altın durumu veya görünümü almak
- altınsız
- Altını olmayan.
- altyapı
- Yapı için gerekli olan yol, kanalizasyon, su, elektrik gibi tesisatların hepsi, enfrastrüktür.
- altyapısal
- Altyapı ile ilgili
- amber ağacı
- Güzel kokulu sarı çiçekler açan, dikenli dalları bulunan Vachellia farnesiana türü çalı veya küçük ağaç.
- ambiyans
- Hava, ortam, çevre
- amerisyum
- Atom sayısı 95, atom ağırlığı 243 olan, yapay olarak elde edilen aktinitlerden bir element, simgesi Am.
- amiralbattı
- Kareli kağıtlar üzerine tarafların birbirine göstermeden işaretledikleri gemilerin bulunup batırılması kuralına dayalı oyun.
- anabilim
- Bir bilim dalının ayrıldığı kollardan her biri.
- ananesiz
- Geleneğe sahip bulunmayan
- anayasal
- Anayasa ile ilgili
- angora
- Ankara keçisinin kılından veya tavşanının tüyünden elde edilen iplikle dokunan
- anımsatıcı
- Anımsamayı sağlayan, anımsamaya yol açan
- anıtlaşmak
- Anıt durumuna gelmek, anıt değeri kazanmak
- anızbozan
- Anız bozmaya yarayan toprak işleme aleti.
- anızlık
- Anızı sürülmemiş tarla
- aniden
- Ansızın, birdenbire, apansız
- anime
- Japon animasyon
- Ankara keçisi
- Uzun, parlak tüylerinden tiftik elde edilen ve Ankara adıyla tanınan keçi ırkı.
- anlamsızlaştırmak
- Anlamsız duruma getirmek
- anlaşık
- Aralarında anlaşma bulunan taraflardan, kimselerden biri
- anlatımcı
- Yalnızca öykülemeye ağırlık veren (yapıt).
- anlatımlı
- Düşünce ve duyguyu güçlü ve canlı bir biçimde anlatan.
- anne sevgisi
- Anneye duyulan veya annenin çocuğuna gösterdiği sevgi; hangi anlamın kastedildiği cümleden anlaşılır.
- ansiklopedici
- Ansiklopedi hazırlayan kimse
- antifriz
- Bir sıvıya katıldığında o sıvının donma derecesini düşürerek donmasını önleyen madde
- antolojik
- Seçki ile ilgili
- antrenmanlı
- Düzenli alıştırma yaparak belirli bir çalışmaya veya yarışmaya hazırlanmış.
- antrenmansız
- Antrenmanı olmayan, idmansız
- antrenörlük
- Çalıştırıcılık
- antrepocu
- Antrepo işleten kimse
- apreci
- Apre yapan kimse
- arabeskleşmek
- Arabesk özelliği kazanmak veya arabesk durumuna gelmek
- aracısız
- Aracı olmadan, doğrudan, direkt
- araççı
- Araççılık yanlısı, enstrümantalist
- araççılık
- Düşünme biçimlerinin, kuramların, mantık ve ahlak biçimlerinin yalnızca hayatın değişik şartlarına uyma araçları olduğunu savunan dünya görüşü.
- arakesit
- Çizgilerin, yüzeylerin, katı cisimlerin birbirleriyle karşılaştıkları ve kesiştikleri yer.
- arakesme
- Maden ocaklarında mineralleşmiş iki bankı birbirinden ayıran kayaç katmanı.
- aralatmak
- Aralık duruma getirtmek, biraz açtırmak
Bu dizin yayımlanmış maddeleri içerir. Bir kelimenin listede bulunmaması, Türkçede kullanılmadığı anlamına gelmez.